Siz hiç piyano çalan bir tilki gördünüz mü?
Garip bir soru, değil mi? Bu soru cümlesini okuduğunuz zaman, muhtemelen aklınızda bir çizgi film karesine benzer bir görüntü oluşmuştur. Ormanların kurnaz sakini, sessiz gecelerin gizemli gölgesi olarak nitelendirilmiş bir tilki tuşlara basarak neşeli melodiler oluşturuyordur. Fakat bunu bir çizgi film değil, gerçek hayattan bir görüntü olarak hayal etmenizi istesem ne düşünürsünüz? Ağaçların ortasında bulunan ve nasıl geldiği bilinmeyen bir piyanon başına geçmiş, tüyleri arasından ışık süzülen, narin patilerini piyano tuşlarında gezdiren bir tilki… Ama bir dakika! Neden bu soruyu okuduğumuz zaman, gerçeğini düşlemek yerine ilk önce aklımıza bir çizgi film karesi belirdi? Böyle bir olayın asla var olmayacağını düşündüğümüz için mi?
Hayatımız boyunca absürt olaylar ile karşılaşmışızdır. “Mümkün değil” dediğimiz bir çok görüntüye şahit olmuşuzdur. Belki piyano çalan bir tilki görmediniz ama hayatta bazı şeyler vardır ki, gördüğünüzde hissettiğiniz şaşkınlık, onun gerçekliğine dair her türlü sorgulamanızı susturur.
Tilkinin piyano çaldığını düşünmek, bir hayal gücü meselesi değil, bir ihtimal meselesidir. Bu ihtimal, belki de hayatta görmeye alışkın olmadığımız şeyleri fark edebilme cesaretimizi temsil eder. Gözlerimizin önünde beliren, ama bizim fark edemediğimiz anların varlığını. Çünkü çoğu zaman alışkanlıklarımızın, önyargılarımızın ve kabullenilmiş gerçeklerimizin arasında sıkışır kalırız.
Tilkiler kurnazdır, sinsidir, masalların baş hilekârıdır. Tilki denildiği zaman kimsenin aklına piyano gelmez, müzik gelmez, sanat gelmez. Toplum olarak tilkiye yakıştırıp takıştırdıklarımızdan başka hiçbir şey belirmez aklımızda. İnsanoğlu, diğer hayvanlara bile bir rol biçmiştir. Tıpkı insanlara biçtiği roller gibi. Tilki kurnaz, aslan güçlü, baykuş bilge… İnsan ise çoğu zaman sıradan.
Ama ya bir tilki piyano çalabilirse? Ya bir insan, herkesin göz ardı ettiği yeteneklerini keşfedebilirse? Ya sıradan sandığımız hayatların içinde saklı bir mücevher varsa? Bunları düşünmek, bilinmeyeni keşfetmemizi sağlamaz mı?
Bir gün, sokakta yürürken bir çocuğun gözlerindeki ışıltıda, eski bir kitabın sayfalarında ya da bir yağmur damlasının bıraktığı izde gördüğümüz şey, piyano çalan bir tilkiden farksız olmayabilir. Alışkanlıklarımızın arasından sıyrılıp bakabilirsek, hayatta ne kadar çok güzellik olduğunu fark edebiliriz.
Tilkinin piyano çalmasına hiç bir sorun yoktur. Çünkü olasılık, sınırları zorlamanın, hayal etmenin ve keşfetmenin başlangıcıdır. Hayat, bize yalnızca sıradan anlar sunuyor gibi görünse de her köşesinde gizemli bir melodi taşır. Belki o melodiyi duyabilmek için bir tilki kadar kurnaz, bir müzisyen kadar duyarlı olmaya gerek bile yoktur. Gözümüzle görmeye, elimizle dokunmaya da…
Hayatta bazen en sıradan görünen anların içinde gizli bir büyü saklıdır. Günlük koşuşturma içinde fark etmediğimiz detaylar, aslında bizi en çok etkileyen anılar haline gelebilir. Bir ses, bir renk, hatta yalnızca bir his… Her biri, algımızın sınırlarını zorlayarak bize yepyeni bir bakış açısı sunar. Belki de mucize dediğimiz şey, alışılmışın dışına bakabilme cesaretimizdir.
Siz hiç piyano çalan bir tilki gördünüz mü?

Bir Cevap Yazın