Burak Esen, sosyal medya yönetimi ve art director olarak çalışan, blog sayfasında kendi yazdığı masalları, şiirleri, romanları ve denemeleri paylaşan içerik üreticisi.

Ben Kimim?

Hayat, her gün kendimi tanımaya çalıştığım bir yolculuk gibi… Başkalarına dair sayısız cevap bulabilsem de, kendime geldiğimde çoğu zaman eksik kalıyorum. İşte bu blog, tam da bu soruya yanıt arama çabamın bir yansıması.

Erciyes Üniversitesi’nde Elektrik-Elektronik Mühendisliği öğrencisiydim. Üniversite hayatım, pandeminin ansızın patlak vermesiyle hayal ettiğimin tersinde bir seyir almaya başladı. Oysa üniversite zamanlarımda girişimcilik ile ilgileniyordum, kendimi yazılım alanında ve mühendislik alanında geliştiriyordum, projeler yaparak çeşitli eğitimlere, yarışmalara katılıyordum. Fakat bir anda tüm her şey gözümün önünde söndü, gelecek kaygısı ile yalnız başıma cebelleşirken buldum kendimi, arkadaş sohbetleri, kampüs atmosferi bir anda ekranların soğuk yüzüne bıraktı kendisini. Üçüncü yılımda, pandeminin yol açtığı etki ve o dönem içerisinde bulunduğum bazı sebeplerden dolayı üniversiteyi bırakmak zorunda kaldım. Kendimi bu yolda kaybolmuş hissederken, çocukluktan beri tutkuyla bağlı olduğum sanata tutunmaya karar verdim.

Sanat, her zaman içimdeydi; tasarım yaparken ve renklerin içinde kaybolurken, bir şeyleri kendimden katarak ortaya çıkarmak beni mutlu ediyordu. Başlangıçta yalnızca bir hobiydi, ama zamanla mesleğim oldu. Tasarımlar yaparak kendimi bu alanda geliştirdim ve sonunda hobim, hayatımın merkezine yerleşti. Şimdi ise bir art direktör olarak çalışıyorum.

Fakat burada da durmadım. Tasarım gibi çocukluğumdan beri içimde yer eden bir başka tutkum daha vardı: yazmak. İlk okulda başlayan şiir yazma merakım orta okulda hikayeye dönüştü. Lisede yaşadığım bunalım sırasında da dert yanabileceğim tek yer kağıtlardı. Özellikle dertlendiğimde ve duygularım yoğunlaştığında kalem bana bir sığınak oluyor. Yazmak, hissettiklerimi dışa vurmanın, kendimle yüzleşmenin bir yolu gibi adeta. Her kelimeyle biraz daha derinlere iniyor, kendimi daha iyi tanıyorum. Şimdi bile en büyük terapimin, kelimelere dert yüklemek olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Yazdığım yazımlarımla birlikte, kendimi tanıma yolculuğum sırasında olur da bir tilkiye rastlarsanız ona kulak vermeyi ihmal etmeyin.